ability Turks
4 vertalingen
| Vertaling | Context | Audio |
|---|---|---|
|
gebruikelijk
🇪🇸 She has the ability to solve complex problems.
🇹🇷 O, karmaşık problemleri çözme yeteneğine sahip.
🇪🇸 His ability to communicate is impressive.
🇹🇷 Onun iletişim kurma yeteneği etkileyicidir.
|
dagelijks gebruik | |
|
formeel
🇪🇸 The candidate demonstrated great ability during the interview.
🇹🇷 Aday, mülakat sırasında büyük kabiliyet gösterdi.
🇪🇸 Training improves the ability of employees.
🇹🇷 Eğitim, çalışanların kabiliyetini artırır.
|
formeel | |
|
gebruikelijk
🇪🇸 Programming ability is essential for this job.
🇹🇷 Programlama becerisi bu iş için gereklidir.
🇪🇸 The athlete's physical ability is remarkable.
🇹🇷 Atletin fiziksel becerisi dikkate değerdir.
|
technisch | |
|
zeldzaam
🇪🇸 The hero's ability to overcome adversity inspired many.
🇹🇷 Kahramanın zorlukların üstesinden gelme gücü birçok kişiye ilham verdi.
🇪🇸 His innate ability to lead was evident.
🇹🇷 Doğuştan liderlik gücü açıktı.
|
literair |